Kanada’da kabul edilmeyen çocuklu mülteciler için temyiz mahkemesinden umut

Kanada’da kabul edilmeyen çocuklu mülteciler için temyiz mahkemesinden umut

 
Kanada temyiz mahkemesi iltica davasını kaybeden çocuklu mültecilerin Kanada’da kalma şanslarını arttıracak bir karara imza attı. Beş hâkimin, davacının lehine 10 Aralık 2015’te karar verdiği davada iki hâkim farklı bir göçmenlik sınıfı yaratma potansiyeli olduğu için verilen karara çekince koydu.
 
16 yaşında Sri Lanka’dan Kanada’ya gelen davacı Tamil çocuğunun yaptığı mülteci başvurusu reddedildi. Reddedilmesi sonrası travma sonrası stres bozukluğu (PTSD) geçiren ve bu esnada Kanada’da yerleşik bir hayat kuran çocuk hem okuluna devam etti hem de hem akraba hem de arkadaşlarından oluşan geniş bir çevre yaptı. Davacı genç, yüksek mahkemede görülen davasını hâkimlerin 5’e 2 kabul etmesiyle kazandı ve bu dava özellikle Kanada’daki mülteci çocuklu aileler ve gençler için bir umut kapısı oldu.
 
Umut kapısı daha çok Kanada’da kalabilmek için yapılacak insani ve şefkat temellerinde (H&C) yapılan başvurular için oluştu. H&C başvuruları Kanada hukuk sisteminde 1977’den beri var ve uzun zamandan beri bakanlar çeşitli davalarda davacının lehine olarak takdir yetkilerini kullandılar. Temyiz mahkemesinin Tamil genci Jehakannan Kanthasamy’nin lehine verdiği davada mahkeme, Kanada hükümetinin davacının yerinde olan insanlara insani ve şefkat temellerinde yardım etmediğine hükmetti.
 
Kanthasamy’nin avukatı Barbara Jackman basına yaptığı açıklamasında mahkemenin bu kararının normalde yürürlükteki kurallara göre ülkede kalabilmelerinin imkansız olduğu fakat ne olursa olsun Kanada’da kalmak isteyenler için bir umut olduğunu belirtti.
 
Kanthasamy Sri Lanka ordusu tarafından Tamil gerillası olduğu iddiasıyla iki kere tutuklanmış ve babası da onu korumak için amcasının yanına Kanada’ya göndermiş.
 
Muhalefet şerhi koyan hâkimler bazı esnekliğin gerekli olduğuna inanmakla birlikte bazı kişilere H&C muafiyeti verilmesinin kesinlikle özel durumlarla sınırlandırılması gerektiğine inanıyorlar. Karşı fikirdeki hâkimler başvuranın lehine uygulanabilecek genel bir yorumun göçmenlik sisteminde ayrı bir klas yaratacağı riskine karşı uyarı yapıyorlar.
 
Kanada hükümeti Kanthasamy’den insani ve şefkat temellerinde ülkede kalmasına izin vermeleri için Sri Lanka’ya gönderilmesi durumunda normalden daha fazla ve adil olmayan ya da fazlasıyla zorluk çekeceğini kanıtlamasını istediler. Göçmenlik ve Mülteci Kurulu (IRB) davacının iltica başvurusunu Tamillere karşı kuzey Sri Lanka’da ayrımcılık yapılmasının eziyete sebep olmadığı nedeniyle 2011’de reddetti. İltica başvurusu reddedilen çocuk bu sefer aldığı psikolog raporuyla birlikte Sri Lanka’da yaşadığı tecrübelerden dolayı PTSD’den mustarip olduğunu ve teşhis konduğunu iddia ederek durumunun insani ve şefkat temellerinde tekrar gözden geçirilmesi ve ülkede kalmasına izin verilmesini istedi.
 
Göçmenlik bakanlığı raporun söylenti olduğunu, psikoloğun davacının PTSD geçirmesine sebep olduğunu iddia ettiği olaylara şahit olmadığını ileri sürdü. Hatta göçmenlik bakanlığı tarafı Kanthasamy’nin Sri Lanka’da PTSD için ne tür tedavilerin olduğuna dair bir bilgi sunamadığını da hatırlattı.
 
Temyiz mahkemesi ise göçmenlik görevlilerinin yaklaşımını uygunsuz buldu. Mahkeme kayıtlarına göre psikologların çoğu hastalarını etkileyen olaylara şahit olmamıştır ve Sri Lanka’da ne tür tedavilerin olduğunun bilinmesi bir yana sınır dışı edilmesi durumunda Kanthasamy’nin zihinsel sağlığı durumu dikkate alınmak zorundadır. Yani hâkimlerin çoğunluğuna göre çocuğun yüksek yararı durumu oldukça kritiktir. Hâkimlere göre Kanada hükümeti insani ve şefkat temellerinde yapılan tüm başvurulara ayrımcılık, tıbbi yetersizlik, çocuğu akrabalarından ayırmanın oluşturabileceği muhtemel sonuçlar ve aile içi şiddet gibi unsurlar da dahil olmak üzere dosyaya geniş açıdan bakmak zorundadır.
 
Hakimlerden Rosalie Abella, Kanthasamay’nin H&C başvurusunu reddeden göçmenlik görevlilerinin sonuçlara bir bütün olarak bakmadığını ya da gençliğine, zihinsel sağlığına ve Sri Lanka’ya gönderilmesi durumunda ayrımcılığa maruz kalacağına dair sunduğu kanıtları yeteri kadar dikkate almadığını kaydetti.
 
Kısacası çocuğun yüksek yararının gözetilmesi (best interest of child) ilkesi Kanada’da davalarını kaybetmiş ve H&C başvurusu yapmak isteyen gençlere ve çocuklu mültecilere bir umut ışığı olabilir.
 
 
Murat Kandemir, 15 Aralık 2015