Çin’in İnsan Hakları İhlallerine Karşı Sesini Yükselten Kanadalı Çinli

Çin’in İnsan Hakları İhlallerine Karşı Sesini Yükselten Kanadalı Çinli

 
Nereden ve kimin çıkardığı bilinmiyor ama son günlerde tüm sosyal medya platformlarında Çin’in Uygurlulara karşı çeşitli insan hakları ihlallerinde parmağı olduğu haberleri bolca yer alıyor. Çin’in Doğu Türkistan’daki (Şincan) Uygur Türklerine baskı ve zulüm uyguladığı bilinen bir gerçek fakat son zamanlarda artan haber yoğunluğunun sebebi bilinmiyor. Bazı internet adresleri ortak imza toplayıp Çin’i boykot edip Türk yetkilileri bir şeyler yapması için göreve çağırıyor.
 
Uygur Türklerinin yaşadığı özerk Doğu Türkistan bölgesi bilindiği gibi Çin topraklarında yer alıyor ve zaman zaman Çinlilerin Uygurlara sistemik olarak uyguladığı işkence, zorla göç ettirme ve eziyete uğratma uygulamalarına maruz kalıyor.
 
Ramazan ayının gelmesiyle Çin, Doğu Türkistan bölgesinde oruç tutmanın yasaklandığı haberleriyle Uygur Müslümanlarına uygulanan sistemik zor kullanma ve bezdirici politikaların baş aktörü olarak yine gündeme geldi.
 
Gazete ya da kitap okumaktan çok serbest sosyal medyayı takip etmeyi seven birçok kişi de benzer haberleri hem okudu hem de ateşli bir şekilde paylaştı. Herhangi bir denetlemenin olmadığı serbest kürsü sosyal medyada her türlü provokatif haber paylaşmak oldukça kolay fakat aynı zamanda tehlikeli.
 
Sosyal medyada Çin hakkında benzer provokatif haber paylaşmak toplum tabanında yer bularak çeşitli reaksiyonları da beraberinde getirdi. Mesela 1 Temmuz’da İstanbul Tophane’deki Happy China adlı Çin lokantası Çin’in Doğu Türkistan Türklerine yönelik baskıları bahane eden bir grubun saldırısına uğradı ve aşçı darp edildi. Halbuki dükkan sahibi Türk ve aşçısı da Uygur Türkü çıktı.
 
4 Temmuz’da Beyazıt meydanında başlayan Doğu Türkistan’daki Müslümanlara destek olmak için yapılan yürüyüş Sultanahmet Meydanı’nda son buldu. Burada basın açıklaması yapan bir grup Topkapı Sarayı’nda Çinli zannettikleri Koreli bir turist grubuna saldırdı. Zavallı Koreli turistler çevik kuvvet sayesinde olay yerinden uzaklaştırıldı.
 
Halkımız Çin’in zulmüne o kadar inandı ki Türkiye’deki çekik gözlü olup Çinli olmayanlar bile saldırıya maruz kaldılar.
 
Yazar Banu Avar yine yazar Emre Çakır’ın Urumçi camiinde toplu iftar resimlerini paylaştı. Doğu Türkistan’da ne namaz ne de oruç yasağı olduğunu hatta camilerde toplu iftarların yapıldığını söyledi. Banu Avar sosyal medya paylaşımında Çin’in baskı yaptığını inkar etmediğini fakat ortalıkta dolaşan resimlerin çoğunun sahte olduğunu belirtti.
 
Sosyal medya sitelerindeki bu tür paylaşımlar sonrasında belki de ilk defa sosyal medyanın tetiklemesiyle Türkiye Cumhuriyeti devleti dış işleri bakanlığı aracılığıyla konuyla ilgili bir açıklama yapma gereği duymuş ve 30 Haziran’da Uygur Türklerinin oruç tutmalarının ve diğer ibadetlerinin yerine getirmelerinin yasaklandığına dair haberlerin kamuoyunda üzüntüyle karşılandığını belirtti. Dışişleri ayrıca haberlerden duyulan kaygının Çin Halk Cumhuriyeti’nin Ankara Büyükelçisine iletildiğini de beyan etti.
 
Çin yönetimi ise Türkiye’ye gitmek isteyen Çin vatandaşlarını uyardı. Çin Doğu Türkistan’da artan gerilim ve şiddet olaylarından ‘radikal İslamcı örgütleri’ sorumlu tutmakta ve uluslararası gözlemcilere ya da yabancı gazetecilere iddiaları araştırmak için bölgede çalışmasına izin vermemektedir.
 
Bu konuya bir de Kanada’dan katkı sunalım. Bu sene Mayıs ayında Vancouver’de düzenlenen güzellik yarışmasında birinci olarak Kanada güzeli seçilen Çin asıllı Anastasia Lin (25) babasının Çin’de tehdit almasına rağmen insan hakları ihlalleri hakkında konuşmaya devam edeceğini söyledi.
 
Kanadalı güzel insan haklarına karşı duruşu yüzünden babasının kendisini ziyaret eden güvenlik görevlileri tarafından tehdit edildiğini yine babasından öğrendi.
 
People magazin dergisine konuşan Lin’e göre Çinli görevliler böyle yaparak kendisine sansür uygulaması gerektiğini hatırlatıyor. Bunun sadece buzdağının görünen yüzü olduğunu iddia eden Lin babasının durumunda milyonlarca diğer babaların da olduğunu ifade etti. Hatta Çinli Kanadalıların ve başka ülkelerden gelenlerinde bu hükümetin yakın takibinde olduklarını iddia etti.
 
Bu sene özellikle Aralık ayında Çin’de düzenlenecek dünya güzellik yarışmasında Kanada’yı temsil edilmesine izin verilmesi halinde Çin’deki insan hakları ihlalleri konusunda sesini daha da yükselteceğini söylüyor.
 
Gördüğünüz gibi Çinliler de ülkelerinin bazı ihlalleri karşısında seslerini yükseltiyorlar. 
      
Bir ülkenin bir uygulamasından ötürü masum vatandaşları yerine devletini ve kanun yapıcılarını medeni şekilde protesto etmeyi derhal öğrenmeliyiz.

Murat Kandemir, 5 Temmuz 2015